Şuan bir sevgilim olsa, bana bir hediye alsa, hediyeleri sevmem, ama o aldığı için severdim kesin. Ne almış olursa olsun severdim. Mesela bir müzik cd’si, müzik cd’lerini hiç sevmem. Artık dünyada cd’lere yer yok. Geçen hayatımda ilk kez orjinal bir müzik cd’sine para verdim. Satın aldım. Daha hiç dinlemeden mp3’e çevirdim ve GrooveShark‘a yükledim. Müziği online dışında dinlemiyorum. Sevmiyorum, yürürken ya da bisiklete binerken müzik dinlemeyi. Sokağın sesini, hatta o kimsenin sevmediği gürültüleri dinlemek daha doyurucu geliyor bana. O gürültülerin içinden küçücük şeyleri seçip mutlu olabiliyorum sanki. Mesela bir martı sesi. Garip çığlıkları, bence martılar kendilerini insan sanıyor olabilir ya da insanları martı sanıyor olabilirler. Her ne olursa olsun, insanlardan daha mutlu olduklarına eminim. İnsanlar mutlu olamıyorlar çünkü anlaşma özürlüler, neye yenik düştüklerini anlamıyorum. Yani neden anlaşamadıklarını, bazen bende insanlarla anlaşamıyorum. Genelde çok sabırlıyım, alttan alabilirim ama, bazen tahammül edemiyorum. Hatta kendi kendime “ona bugün iyi davranacağım” diyorum. Ama sadece bir yere kadar iyi davranabiliyorum. Hatta bazen kimseye iyi davranamıyorum. Her şeyden nefret ettiğim zamanlar oluyor. Sanki saldırgan olmak istiyor içimden bir şey. Onu bastırabiliyorum, ama bu sefer de mutsuzluğumun önüne geçemiyorum. Hep depresifim. Bazen iyiymiş, mutluymuş numarası yapabiliyorum. Ama dışarıdan nasıl görünüyorum hiçbir fikrim yok. Manyak olduğumu düşünenlerin baya çok olduğuna eminim. Aslında “akıllı olup milletin kahrını çekeceğine, deli ol, millet senin kahrını çeksin” demişler. Çok doğru bir söz. Atalarımız doğru şeyler söylemişler. Tabi sadece bazen, milyarlarca insan içinden kaç tanesinin kaç lafı şuan biliniyor ki. ve onlar kim ki. O zamanlarda yaşamak varmış. Hani hiç bir teknolojinin olmadığı o dünyaya doğmuş olmak. Sadece evinde bir kaç kap kacak, yatak, masa, koltuk, sandalye. Ne yaparmış o zaman o insanlar. Şuan hayal bile edemiyorum. Nasıl tanışıp, nasıl iletişim kurabiliyorlarmış. Hayatları nasıl geçiyormuş. Nasıl gündemden haberdar oluyorlarmış. Hani savaş zamanı olsa, başka bi ülke tarafından fethedildiğini bilmeyen şehirler bile var olmuş olabilir. Hatta savaş halinde olduklarını bilmeyen şehirler bile… Savaş da ne kötü bir olay. Benimle hiç bir şekilde alakası olmayan bir dava hakkında kanımın dökülmesi, canımın alınması. Milyonlarca insan hiç uğruna ölüp gitmiş. Bir kaç lider “civilization” oynayacak diye. Aslında uzaktan bakınca olay bundan farklı değil. Kaç savaş komutanı ölen askerleri ne kadar önemsemiş olabilir ki, şöyle dünyadan uzaklaşıp bakın şu binlerce yıllık tarihe. Eminim uzaylılar var ise bakıp götleri ile gülüyorlardır. Hiç bir şey uğruna öldüğümüzü izleyip ne kadar aptal canlılar olduğumuzu anlamaya çalışıyor olabilirler. Binlerce ışık yılı öteden gelmişler, yüzlerce güneş sistemi yönetiyorlar. Düzen içinde yaşıyorlar ve biz 3 kuruşluk, göt kadar gezegeni paylaşamadığımızı görünce bizimle direkt irtibata da geçmiyorlar. Belki de onlar bizden de kötüdür. Belki de dünyayı çekilmez bir yer haline bilerek getirmişlerdir. O kadar çok varsayım üzerine kurulu dünya tarihi hikayesi okudum ki. hepsinin de olabilirliliği var. Bir de şu 2012 meselesi var. Bence artık dünyanın sonu gelmeli. Yeter artık. Ölsün herkes. Hep birden ölürsek kimsenin canı çok yanmaz. Bir de öldükten sonra ne olacak meselesi var ki onu bilen yok. Öldükten sonra tüm hayatımızı geniş geniş izleyebilmek isterdim. Mesela merak ettiğim herşeyi öğrenebilmek. Acaba o orta okulda aşık olduğum kız benim hakkımda ne düşünüyordu. Peki kimler hakkımı, nasıl yemişti. O şekilde değil de, başka şekilde konuşsaydım neler olacaktı… Üniversiteye 1 sene sonra başka şehirde girseydim. O kaybettiğim bilete ikramiye çıkmış mıydı. Hepsinin cevabını öğrenebilmek isterdim. Öldükten sonra bunları öğrenmek ne kazandıracak bilmiyorum ama, ya şuan düşünceleri okuyabilir olsaydım? İşte o mükemmel bir güç olurdu. Bazen sanki bazı insanların düşüncelerine hükmedebiliyormuşum gibi hissediyorum. Mesela düşündüğüm kişi anında beni arıyor ya da içimden okuduğum bir kelimeyi masadaki arkadaşım alakasız bir şekilde o an cümle içinde kullanıyor. 10 ay önce arkadaşımın Facebook’ta yazdığı bir cümleyi beğeniyorum ve o arkadaşım tam o anda o cümlelerin geçtiği müziği dinliyor oluyor gibi 100lerce örnek var. Aslında çok isterdim. sevdiğim insanların düşüncelerini okumayı. Ama sadece kendi seçtiklerimin düşüncelerini. Benimle ilgili gerçekten ne düşünüyorlar bilirdim. Beğendiğim hatuna daha kolay ulaşabilirdim mesela. “Acaba o da bana karşı birşey hissediyor mu lan?” sorusuna anında cevap bulurdum. Hissedeni bulduğum anda da kaçırmazdım. Tabi bende ondan hoşlanıyorsam. Bir sevgilim olurdu şuan. Bana bir hediye alırdı ve ben ne aldığını bilirdim. Zaten ne almış olursa olsun severdim. O aldığı için severdim kesin.